Bazı eserler zamana direnerek değil, zaman içinde kimlik değiştirerek hayatta kalıyor. “Sposa son disprezzata” önce Farinelli’nin söylediği bir erkeğin acısını taşıdı; bir yıl sonra Vivaldi’nin sahnesinde terk edilmiş bir kadının sesine dönüştü. Cecilia Bartoli’nin 1991–92 dönemindeki yorumunda ise yaklaşık üç yüz yıllık bu hikâye, ses ile piyano arasında neredeyse yalnız bırakılmış bir itirafa dönüşüyor.

Bartoli’nin söylediği o birkaç dakika

Bu Jurnal’de referans kayıt olarak Cecilia Bartoli’nin “Sposa son disprezzata” yorumunu alıyorum. Bartoli parçayı piyanist György Fischer ile kaydetti; kayıt 1992’de yayımlanan If You Love Me: 18th Century Italian Songs albümünde yer aldı. Aynı döneme ait Savoy Hotel resitali de parçanın bugün en tanınan Bartoli yorumlarından birini içeriyor.

Bu versiyonda büyük bir barok orkestra yok. Yalnızca ses ve piyano var. Operanın teatral ölçeği küçülürken sözlerin duygusal yakınlığı büyüyor. İlk cümlenin anlamı bile tek başına yeterince güçlü: “Sposa son disprezzata” — “Bir eş olarak hor görülüyorum.” Ama bu cümle, eserin ilk hâli değildi.

Önce Vivaldi değildi

Bugün “Sposa son disprezzata” çoğu dinleyicinin zihninde Antonio Vivaldi ile özdeşleşmiş durumda. Oysa melodinin hikâyesi bir yıl daha geriye gidiyor. 1734’te Venedik’te sahnelenen Geminiano Giacomelli’nin Merope operasında aynı müziğin önceki hâli bulunuyordu. Operanın librettosu Apostolo Zeno’ya dayanıyordu ve ilk temsilde Epitide rolünü Farinelli söylüyordu.

Aryanın adı “Sposa, non mi conosci” — “Eşim, beni tanımıyor musun?” idi. Vivaldi bir yıl sonra bu müziği Bajazet için alacak, sözlerini değiştirecek ve onu başka bir karakterin dramatik dünyasına taşıyacaktı.

Gérard Corbiau’nun Farinelli filminde Stefano Dionisi, Farinelli rolünde.
Farinelli (1994), yönetmen Gérard Corbiau. Görsel: Film Movement Classics resmi fragmanı.

Farinelli’yi merak edenler için

Barok dönemin en ünlü castrato yıldızlarından Carlo Broschi’nin, yani Farinelli’nin sıra dışı hayatı Gérard Corbiau’nun 1994 yapımı Farinelli — bazı dağıtımlarda Farinelli: Il Castrato adıyla geçen — filminde dramatize edildi. Film tarihsel bir belgesel değil; olayları dramatik amaçla değiştiriyor. Buna rağmen 18. yüzyıl opera dünyasının gösterişini, castrato kültürünün yarattığı şöhreti ve Farinelli figürünün çağındaki olağanüstü yerini görsel olarak hissetmek için güçlü bir eşlikçi.

Filmin resmi fragmanı: Farinelli — Official Trailer.

1735: aynı melodi, başka bir opera

Bir yıl sonra Antonio Vivaldi, Verona için Bajazet (Yıldırım Bayezid) operasını hazırladı. Eser bir pasticcio idi: Vivaldi yalnızca kendi müziğini değil, Riccardo Broschi, Johann Adolf Hasse ve Geminiano Giacomelli gibi başka bestecilerin arialarını da yeni dramatik yapının içine yerleştirdi.

Giacomelli’nin “Sposa, non mi conosci” aryası böylece Merope’den çıktı ve Bajazet’te Irene karakterine geçti. Melodi büyük ölçüde tanıdıktı. Ama artık başka bir hikâye anlatıyordu.

Aynı melodi, iki farklı metin

Merope — “Sposa, non mi conosci”
Bajazet — “Sposa son disprezzata”
Eşim, beni tanımıyor musun?
Bir eş olarak hor görülüyorum.
Anne, beni hatırlamıyor musun?
Sadığım ama aşağılanıyorum.
Gökler, ben ne yaptım?
Gökler, ben ne yaptım?
Ben hâlâ sizin için aynı insanım.
O hâlâ benim sevdiğim insan.
Senin eşinim; senin oğlunum.
O benim sevgim ve umudum.
Bana inanın.
Onu seviyorum ama o sadakatsiz.
Beni reddetmeyin.
Hâlâ umut ediyorum ama o acımasız.
Böyle ölmemi mi istiyorsunuz?
Böyle ölmeme izin mi verecek?
Gücüm ve cesaretim tükeniyor.
Gücüm ve metanetim tükeniyor.

Merope, Messenia tahtının etrafında gelişen bir iktidar, aile ve kayıp kimlik hikâyesidir. Polifonte krallığı ele geçirmiştir; kraliçe Merope’nin oğlu Epitide ise öldüğü düşünülmesine rağmen hayattadır ve Cleone adlı bir yabancı kimliğiyle geri döner. “Sposa, non mi conosci”, Epitide’nin gerçek kimliğini anlatmaya çalıştığı ama ne karısı Argia’yı ne de annesi Merope’yi ikna edebildiği noktada gelir. Epitide bir cümlede Argia’ya eş olarak, diğerinde Merope’ye oğul olarak seslenir. Aryanın temel duygusu, sevdiği insanlar tarafından tanınmamak ve kendi kimliğini kanıtlayamamaktır.

Bajazet (Yıldırım Bayezid) ise Timur’un esiri olan Osmanlı hükümdarı Bayezid, kızı Asteria, Asteria’ya âşık Andronico, Tamerlano ve onunla evlenmesi planlanan Irene etrafında gelişir. Tamerlano’nun Irene ile evlenmesi beklenirken ilgisi Asteria’ya yönelir. Irene saraya geldiğinde kimliğini hemen açıklamaz; kendi elçisi gibi davranarak olup biteni izler. “Sposa son disprezzata” ikinci perdede, Irene’nin Tamerlano’nun kendisine verilmiş sözden uzaklaştığını ve Asteria’ya yöneldiğini anladığı noktada gelir. Buradaki hitap esas olarak Tamerlano’ya yönelmiş içsel bir yakınmadır: tanınmamak değil, kendisini çok iyi tanıyan birinin onu değersizleştirmesi ve buna rağmen bağlılığın sürmesidir.

Bu nedenle aynı melodi iki operada farklı dramatik görev üstlenir: Merope’de “Beni tanıyın”, Bajazet’te ise “Beni neden böyle değersizleştiriyorsun?” duygusunu taşır.

Bir aryayı başka bir operaya taşımak

Bugünden baktığımızda bir bestecinin başka bir bestecinin aria’sını alıp kendi operasının içine yerleştirmesi şaşırtıcı görünebilir. 18. yüzyıl opera dünyasında ise eser kavramı bugünkünden daha geçirgendi. Aryalar yalnızca operaya değil, kimi zaman onları söyleyen yıldız şarkıcılara da bağlıydı; şehirler ve yapımlar arasında dolaşabiliyor, yeni sözlere ve yeni karakterlere uyarlanabiliyordu.

“Sposa son disprezzata” bunun iyi korunmuş örneklerinden biri. Çünkü yalnızca müzik taşınmıyor; müziğin taşıdığı karakter de değişiyor. Farinelli’nin söylediği Epitide’nin sesi, bir yıl sonra Irene’nin sesine dönüşüyor.

Sonra opera sahnesinden de çıktı

19. yüzyılda eski İtalyan vokal repertuvarının yeniden düzenlenmesi ve şan pedagojisinde kullanılmaya başlamasıyla bu tür arialar giderek operalarından bağımsız eserler hâline geldiler. Dinleyicinin artık Merope’yi ya da Bajazet’i bilmesi gerekmiyordu. Bir aria kendi başına konser salonunda yaşayabiliyordu.

Cecilia Bartoli: üçüncü hayat

Cecilia Bartoli siyah elbiseyle siyah-beyaz portrede.
Cecilia Bartoli. Görsel: Decca Classics.

1991’de Cecilia Bartoli henüz 25 yaşındaydı ve uluslararası kariyerinin hızla yükseldiği dönemdeydi. Cecilia Bartoli: A Portrait belgeseli onu La Fenice’de kayıt yaparken, annesi ve tek şan hocası Silvana Bazzoni Bartoli ile çalışırken ve Mozart ile Rossini’ye yaklaşımını anlatırken gösteriyor. Belgeseli aynı yıl Londra Savoy Hotel’de György Fischer eşliğinde kaydedilen resital izliyor; programın ikinci parçası “Sposa son disprezzata”.

Cecilia Bartoli — A Portrait / Sposa son disprezzata
1991 portre belgeseli ve Savoy Hotel resitalinden kayıt. György Fischer, piyano.

Bu kaydı ilginç yapan yalnızca Bartoli’nin yorumu değil, performansın hemen öncesindeki portre. İzleyici önce onun müzikle büyüdüğü aileyi, annesiyle çalışma biçimini ve yorumculuk yaklaşımını görüyor; ardından aynı genç Bartoli’yi yalnızca piyano eşliğinde bu ağır ve içe dönük aria içinde dinliyor. Performans böylece biyografik anlatının doğal bir devamına dönüşüyor.

Meraklısı için hazırladığım ayrıntılı Türkçe içerik dökümü: Cecilia Bartoli: A Portrait.

Bir melodinin üç hayatı

Bu yüzden “Sposa son disprezzata”yı yalnızca güzel bir barok aria olarak görmek eksik kalıyor. Eserin kendi biyografisi var.

Birinci hayatı, 1734: Giacomelli’nin Merope’si. Farinelli, Epitide rolünde. Bir adam karısına ve annesine kendisini tanıtmaya çalışıyor.

İkinci hayatı, 1735: Vivaldi’nin Bajazet (Yıldırım Bayezid) pasticcio’su. Aynı melodi Irene’ye geçiyor. Artık tanınmayan bir adamın değil, kendisine verilen sözün bozulduğunu gören bir kadının sesi.

Üçüncü hayatı, modern konser ve kayıt repertuvarı: Cecilia Bartoli ve György Fischer. Opera sahnesi ortadan kalkıyor; aria bağımsız bir müzik eserine dönüşüyor.

Belki de eserin kalıcılığını açıklayan şey tam olarak bu: aynı kalmamış olması. Karakteri değişmiş, metni değişmiş, operası değişmiş, icra biçimi değişmiş; hatta bestecisinin adı bile dinleyicilerin hafızasında zaman zaman değişmiş. Ama melodi bütün bu dönüşümlerin içinden geçerek yaşamaya devam etmiş.

Bazı eserler üç yüz yıl boyunca korunmuş bir nesne gibi yaşamazlar. Her dönemde yeniden başka birine ait olurlar. “Sposa son disprezzata” da onlardan biri.